theme-sticky-logo-alt
SON DAKİKA HABERLER: Türkiye'nin son hamlesi dünyada yankılandı! Kritik noktaya işaret ettiler: 'Ankara'dan açılan kapı'

SON DAKİKA HABERLER: Türkiye’nin son hamlesi dünyada yankılandı! Kritik noktaya işaret ettiler: ‘Ankara’dan açılan kapı’

MİLLİYET.COM.TR / Türkiye’nin son yıllarda savunma sanayisi ve bağımsız dış politika alanında attığı adımlar, etkisini Güney Asya’ya kadar taşıdı.

‘ÇOK KAPSAMLI STRATEJİ’

Eurasia Review’da yayımlanan kapsamlı analizde, Ankara’nın Pakistan’la başlangıçta mütevazı ölçekte başlayan savunma ihracatı ilişkisinin bugün silah transferleri, askeri eğitim, denizcilik erişimi ve resmi ittifak yapılarının dahil olduğu çok daha kapsamlı bir stratejiye dönüştüğü ifade edildi.

‘KARARLI GÜÇ’

Analizde bu dönüşümün yalnızca Türkiye-Pakistan ilişkileri üzerinden değerlendirilmemesi gerektiği vurgulandı. Ankara’nın attığı adımların, “kararlı bir gücün, tarihsel olarak Hindistan’ın üstünlüğü, Çin yatırımları ve Amerikan güvenlik garantileriyle şekillenen bir bölgede nasıl varlık gösterebileceğinin” örneğini ortaya koyduğu belirtildi.

TÜRKİYE’NİN GÜNEY ASYA HAMLESİ

Eurasia Review’a göre Türkiye’nin Güney Asya stratejisi, Ankara’nın Türkiye’yi Batı veya bölgesel hiyerarşilerden bağımsız bir aktör olarak konumlandırma hedefiyle örtüşüyor.

Analizde Ankara’nın stratejisinin temel unsurları arasında Pakistan’a deniz teknolojisi transferi, Bangladeş ve Maldivler’e insansız hava aracı satışları ile Somali’deki eğitim ve üs varlığı sıralandı.

Her bir girişimin tek başına mütevazı ölçekte görünmesine rağmen, analizde bunların bir araya geldiğinde “düşük maliyetli, yüksek etkili bir yaklaşım” oluşturduğu değerlendirmesi yapıldı.

Yazıda Türkiye’nin savunma ihracatının yalnızca gelir sağlamadığına dikkat çekilirken, bu ihracatın teknik bağımlılıklar oluşturduğu ve ilk yatırımın çok ötesine geçen diplomatik erişim sağladığı belirtildi.

‘ANKARA’DAN AÇILAN KAPI’

Eurasia Review analizinde Türkiye-Pakistan savunma ortaklığına özel bir bölüm ayrıldı.

Pakistan’la yürütülen korvet ve denizaltı modernizasyon programlarının ortak üretim, teknoloji transferi ve uzun vadeli bakım ortaklıklarını kapsadığı belirtildi.

Analizde Türkiye açısından Pakistan’ın rolü ise dikkat çekici bir ifadeyle tanımlandı: Pakistan, Ankara için hem “güvenilir bir savunma müşterisi” hem de Güney Asya güvenlik işlerine açılan “bir kapı” niteliğinde.

Bu modelin Bangladeş ve Maldivler’e doğru genişletilmeye başlandığına da dikkat çekildi. Ankara’nın daha küçük devletlere münhasır bir ittifak talep etmeden teknolojik alternatifler sunduğu vurgulandı.

İlginizi Çekebilir

‘KRİTİK NOKTA’

Analizin Türkiye açısından en dikkat çekici bölümlerinden biri ise Mekke Ortak Savunma Anlaşması oldu.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ı kolektif savunma çerçevesinde bir araya getiren anlaşmanın, Ankara’nın bölgesel hedeflerini “resmileştirdiği” belirtildi.

Eurasia Review, Mekke Paktı’nın Türkiye’ye “Körfez güvenliği ve kritik nokta olarak kabul edilen Güney Asya’daki stratejik politikasının kesişiminde resmi bir rol” sağladığını yazdı.

Anlaşmanın kurumsal yapısına da dikkat çekilen analizde; düzenli bakanlık istişareleri, daimi bir sekreterya ve yeni üyelere açıklık gibi unsurların Türkiye’ye “doğuya doğru etkisini genişletmek için istikrarlı bir platform” sunduğu ifade edildi.

ANKARA’NIN SAVUNMA TEKNOLOJİSİNE BÖLGESEL İLGİ

Türkiye’nin etkisinin yalnızca Pakistan’la sınırlı olmadığına dikkat çeken Eurasia Review, Bangladeş ve Maldivler’deki gelişmeleri de Ankara’nın savunma teknolojilerinin bölgesel karşılık bulmasının göstergeleri arasında değerlendirdi.

Bangladeş’in Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan çerçevesine yönelik “olumlu yaklaşımı”, Türk roket topçusu ve insansız hava sistemlerine yaptığı yatırımlarla birlikte ele alındı.

Maldivler’in Türk insansız hava sistemlerini satın almasının ise Malé’ye münhasır ekonomik bölgesinde “bağımsız gözetleme yetenekleri” sağladığı belirtildi.

Böylece Türkiye’nin savunma teknolojileri, Güney Asya ülkelerine mevcut ortaklıklarının yanında yeni seçenekler sunan önemli bir unsur haline geliyor.

‘POTANSİYEL TAMAMLAYICI’

Analizde Türkiye ile Çin’in bölgedeki yaklaşımlarının birbirinden farklı olduğu da vurgulandı.

Pekin’in Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında altyapı finansmanı, liman geliştirme ve ekonomik kaldıraç üzerine yoğunlaştığı belirtilirken, Ankara’nın “güvenlik ortaklıklarına öncelik verdiği” ifade edildi.

Eurasia Review’a göre bu iki yaklaşım birbirinin alternatifi olmak zorunda değil. Çinli analistlerin, Pekin’in Pakistan, Suudi Arabistan, Türkiye ve İran’la güçlü ilişkileri nedeniyle iki model arasında “potansiyel bir tamamlayıcılık” gördüğü aktarıldı.

Analizin ortaya koyduğu tablo oldukça dikkat çekici: “Pekin sermaye sağlarken, Ankara güvenlik teknolojisi ve ittifak seçenekleri sunmaktadır.”

‘ÖNEMLİ BİR GÖSTERGE’

Eurasia Review analizinde ABD’nin Mekke Paktı’na yaklaşımı da Türkiye’nin bölgesel ağırlığı açısından önemli bir gösterge olarak ele alındı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Mekke Paktı’nı “büyük, cesur, önemli bir ilk adım” olarak nitelendirdiği aktarıldı.

Analizde Washington’ın bu oluşumu Amerikan üstünlüğüne doğrudan bir meydan okuma olarak değil, bölgesel ortakların kendi savunmalarında daha fazla sorumluluk üstlenmesi olarak gördüğü belirtildi.

Bu yaklaşımın, ABD’nin 2025’ten itibaren güvenlik sorumluluklarının daha fazla müttefik ve ortaklara devredilmesini öne çıkaran stratejisiyle uyumlu olduğu ifade edildi.

‘SEÇENEKLER GENİŞLİYOR’

Eurasia Review, Bangladeş ve Maldivler’in Türkiye’yle geliştirdiği ilişkileri de “riskten korunma stratejisi” çerçevesinde değerlendiriyor.

Analizde Bangladeş’in “Önce Bangladeş” politikası doğrultusunda hem Hindistan hem Çin’le bağlarını korurken stratejik seçeneklerini genişlettiği belirtildi.

Maldivler’in ise Türk İHA’larını kullanarak kendi deniz sahasındaki gözetleme kapasitesini geliştirdiği ve böylece güvenlik seçeneklerini çeşitlendirdiği ifade edildi.

Pakistan’ın Türkiye’yle ortaklığının ise farklı bir karakter taşıdığı belirtildi. İslamabad’ın Ankara’yı daha güçlü bir Hindistan karşısında dışsal bir dengeleyici olarak gördüğü, Mekke çerçevesiyle de ikili savunma ilişkilerini çok taraflı desteğe dönüştürmek istediği kaydedildi.

‘MEYDAN OKUMA DEĞİL YANIT’

Analizin sonuç bölümünde Türkiye’nin Güney Asya’daki yükselişinin temel dinamiği de ortaya konuldu.

Eurasia Review’a göre Ankara’nın stratejisi herhangi bir aktöre doğrudan meydan okumaktan ziyade, “diğer güçlerin bıraktığı boşluklara pragmatik bir yanıt” niteliğinde.

Türkiye’nin savunma teknolojileri, askeri eğitim, denizcilik erişimi ve stratejik ortaklıklar üzerinden bölge ülkelerine yeni seçenekler sunduğu vurgulandı.

Bu tablo, Ankara’nın Güney Asya’daki etkisinin yalnızca savunma ihracatı rakamlarıyla ölçülemeyeceğini ortaya koyuyor.

Pakistan’la derinleşen savunma ortaklığı, Bangladeş ve Maldivler’e yayılan Türk savunma teknolojileri, Somali’deki eğitim ve üs varlığı ve Mekke Paktı ile kurulan yeni güvenlik çerçevesi, Türkiye’nin Körfez’den Güney Asya’ya uzanan stratejik erişimini güçlendiriyor.

Eurasia Review’ın analizi, bu gelişmelerin Türkiye’yi, Güney Asya’nın gelecekteki güvenlik mimarisinde hesaba katılması gereken güçlü ve özerk bir aktör haline getirdiğine dikkat çekiyor.

Faşist parti ELAM iyi olan her şeye düşman! Barcelona KKTC Kampını iptal etti
Beş yıl sonra gelen mucize

15 49.0138 8.38624 arrow 0 arrow 0 4000 1 0 horizontal https://bucailkhaber.com.tr 250 0 1